- 10:11 - 0 yorum
Çok Güzel Bir Ezel Dizisi Hikayesi
Yok canım, kabalar geçmişti Anadolu'ya, seçkinler Rumeli'deydi. Torunu biraz benziyordu kendisine; doğru. Bilekleri inceydi, teni beyazdı ama kalkıyor bir Anadolulu gibi işe sıvanıyor, o bileklerle güzelim Çekoslovak işi ağır karyolaları yerinden kaldırıyor, altlarını silip süpürüyordu: "Çetin ceviz." Nine, dilini düzeltmernişti. İnatla savunurdu bozuk şivesini. Anadolu'toyu küçümsemek için en uygun deyimleri Rumeli ağzından seçmekte titizlik gösterirdi: "Kazdağlı" derdi. "Okumaktan yazmaktan, şimdi gelir bağ kazmaktan." Kinini bilemekle geçiriyordu artık günlerini, incecik, ihtiyar bacaklarıyla odadan odaya durmaksızın dolaşırken, dolapları açıp kaparken, makbuzları düzene koyarken, oyaları, yazmaları havalandırırken anahtar destesinin şıngırtısı yayılıyordu eve; sahibinin varlığını, egemenliğini haber veriyordu. Dişiliği tükenmiş, ev kadınlığı hâlâ süren bir ihtiyarın tek süsüydü.
Çünkü sinemalara, tiyatrolara, operetlere, terzi Sabri'ye takım elbise ısmarlamaya, iyi konuşmaya, güzel kıravatlara ve güzel kadınlara tutkun, yaşlanmak bilmeyen bir erkek olan Dede için tek çıkar yol kalmıştı geriye: iki çocuk peydahlamak ve anahtar destesini karısının eline vermek. Dişiliğinin kilidini geri verirken, odaları ayırırken, onu kendi namusuyla bağlamak ve titiz bir rahibe gibi sorumlu kılmak evin gidişinden.
İşte şimdi de telâşlı gözlerle sofrayı süzüyor, bir eksik olup olmadığına bakıyordu. Gidip Baba'yı çağıracaktı birazdan.
Çünkü sinemalara, tiyatrolara, operetlere, terzi Sabri'ye takım elbise ısmarlamaya, iyi konuşmaya, güzel kıravatlara ve güzel kadınlara tutkun, yaşlanmak bilmeyen bir erkek olan Dede için tek çıkar yol kalmıştı geriye: iki çocuk peydahlamak ve anahtar destesini karısının eline vermek. Dişiliğinin kilidini geri verirken, odaları ayırırken, onu kendi namusuyla bağlamak ve titiz bir rahibe gibi sorumlu kılmak evin gidişinden.
Bu sımsıkı işbirliğinin gevşediği anlar olurdu. Bir zeytinyağı tenekesi zamanından önce açılırdı sözgelimi, havagazı makbuzu yüklü gelirdi bir ay: işte o zaman ikisinden biri evdekilerle kısa sürelidir anlaşmaya girebilirdi. Toruna bir portakal kopardı gönülden, damada yeni bir gömlek armağan edilirdi. Yine de ilk seçilen ortak, Anne olurdu çoğunluk. Nine'nin beceriksizliğini, tembelliğini kendi çabasıyla örtbas etmeye çalıştığı için, pişirdiği çeşit çeşit yemeklerle Dede'yi hoşnut edebildiği, eve bağlayabildiği için.
İşte şimdi de telâşlı gözlerle sofrayı süzüyor, bir eksik olup olmadığına bakıyordu. Gidip Baba'yı çağıracaktı birazdan.


0 Responses to "Çok Güzel Bir Ezel Dizisi Hikayesi"
Yorum Gönder