- 11:01 - 0 yorum
Güzel Bir Anne Hikayesi...
Camdan, uçsuz bucaksız bir kır koştu, gitti,Yolun solunu kızılımsı kahverengi tepler tutmuş. Dönemeçler birbirini izliyor.
Yolun ormana sapan patikayla birleştiği noktada, dolmuşa ağaçların serinliği vurdu. Gölgede ilerlemeye başladılar. Bir ara yeniden denizin kokusu geldi.
Kırda, tahta masalar, tahta iskemleler, çimenlere çökmüş insan yüzleri belirdi. Küçük yastıklar, büyük minderler, şilteler, yaygılar, hasırlar, ocaklar, soğuk su testileri, bira şişeleri, ağaçlara gerilmiş hamaklar, top oynayan gençler, kâğıt oynayan yaşlılar, uykularında bile radya dinleyen ihtiyarlar, kuytularda yürüyen sevgililer.
Hepsine genç, kırışıksız bir kılıf geçirmişti ikindi güneşi.
Ayşe, camdan bakıyordu. Şilebezinden bol kollu buluzlar, giysiler, uzun basma etekler giymiş kızlar koşuşuyor, zıplıyor, top oynuyorlardı. Ayşe, şaşkın gözlerle süzüyordu yaşıtlarını. Kocasının arkadaşlarını da böyle süzerdi. Garip bir ürküyle Hele kanlarıyla geldiklerinde, birlikte türküler söylendiğinde, nasıl baştan katılır gibi yapıp, sonra usulca kendini çekiverirdi. İşte, yine öyle bakıyordu. Kimbilir • kim - bunlar - bakışıyla. Herkes - benim - mutluluğumu -bozmaya - hazır diyen orta-sınıf kuşkusuyla; duru yaz göğünü, cıvıl cıvıl yaz kırını ağırlaştıran, donduran, kendine zindan eden ezikli-ğiyle, sevgileri hep üçe-dörde bölüşü, üçle-beşle çarpışıyla.
Demin gözlerinin önünden bir çırpıda geçen eski, soluk şipşakların Ayşe'si işte: bak, başını eğmiş saçlarını fırçalıyor bir sabah, bir öğleüstü, tencereyi karıştırıyor, bir akşam, gözlerini kısıp ipliği iğneden geçirmeye çalışıyor. Kocasından başka hiçbir erkeğin çıplaklığını tanımamış, tanımayı aklına bile getirememiş Ayşe. Şu genç kızların yaşıtı ana Ayşe. Genç, güzel bir kadın, eski karısı.
Yolun ormana sapan patikayla birleştiği noktada, dolmuşa ağaçların serinliği vurdu. Gölgede ilerlemeye başladılar. Bir ara yeniden denizin kokusu geldi.
Kırda, tahta masalar, tahta iskemleler, çimenlere çökmüş insan yüzleri belirdi. Küçük yastıklar, büyük minderler, şilteler, yaygılar, hasırlar, ocaklar, soğuk su testileri, bira şişeleri, ağaçlara gerilmiş hamaklar, top oynayan gençler, kâğıt oynayan yaşlılar, uykularında bile radya dinleyen ihtiyarlar, kuytularda yürüyen sevgililer.
Hepsine genç, kırışıksız bir kılıf geçirmişti ikindi güneşi.
Ayşe, camdan bakıyordu. Şilebezinden bol kollu buluzlar, giysiler, uzun basma etekler giymiş kızlar koşuşuyor, zıplıyor, top oynuyorlardı. Ayşe, şaşkın gözlerle süzüyordu yaşıtlarını. Kocasının arkadaşlarını da böyle süzerdi. Garip bir ürküyle Hele kanlarıyla geldiklerinde, birlikte türküler söylendiğinde, nasıl baştan katılır gibi yapıp, sonra usulca kendini çekiverirdi. İşte, yine öyle bakıyordu. Kimbilir • kim - bunlar - bakışıyla. Herkes - benim - mutluluğumu -bozmaya - hazır diyen orta-sınıf kuşkusuyla; duru yaz göğünü, cıvıl cıvıl yaz kırını ağırlaştıran, donduran, kendine zindan eden ezikli-ğiyle, sevgileri hep üçe-dörde bölüşü, üçle-beşle çarpışıyla.
Demin gözlerinin önünden bir çırpıda geçen eski, soluk şipşakların Ayşe'si işte: bak, başını eğmiş saçlarını fırçalıyor bir sabah, bir öğleüstü, tencereyi karıştırıyor, bir akşam, gözlerini kısıp ipliği iğneden geçirmeye çalışıyor. Kocasından başka hiçbir erkeğin çıplaklığını tanımamış, tanımayı aklına bile getirememiş Ayşe. Şu genç kızların yaşıtı ana Ayşe. Genç, güzel bir kadın, eski karısı.


0 Responses to "Güzel Bir Anne Hikayesi..."
Yorum Gönder